sabato 23 gennaio 2021

D. Harfi ile başlayan atasözüleri ve anlamları.

 

  • Damlaya damlaya göl olur.
Küçük şeyler birike birike büyük varlıklar oluştururlar. 
  • Dağ başına kış gelir, insanın başına iş gelir
Dağ başında kışın nasıl fırtına eksik olmazsa kişinin yaşamında da yıpratıcı olaylar öylece eksik olmaz.
  • Dağ başında duman eksik olmaz
Nasıl dağ başlarından duman eksik olmazsa, toplumda yüksek mevkilere, makamlara çıkan ve sorumluluk alan kimselerin başında da dert eksik olmaz.
  • Dağ dağa kavuşmaz, insan insana kavuşur.
İnsanlar, dağlar gibi yerlerinden kımıldamayan cansızlar değildir. Dostlar, tanıdıklar, akrabalar birbirlerinden ne kadar uzak düşmüş olurlarsa olsunlar ve buluşmaları ne denli güçleşmiş bulunursa bulunsun, günün birinde kavuşabilirler.
  • Dağları ıssız sanma, körleri gözsüz sanma.
Hayatta çevresi ile ilişkisi olamadığı sanılan canlıların ve nesnelerin ilişkilerle yüklü olduğu unutulmamalıdır.
  • Danışan dağı aşmış, danışmayan yolu şaşmış.
Bilmediği şeyi bir bilene soran, en zor işlerin bile üstesinden gelir sormayan ise güçlükler içinde yuvarlanır gider.
  • Darı unundan baklava, incir ağacından oklava olmaz.
Kötü ve kalitesiz malzeme ile güzel bir ürün meydana getirilemez. Yeteneksiz kişiler, büyük sorumlulukların gerektirdiği çabayı gösteremezler.
  • Davacın kadın olursa yardımcın Allah olsun
Seni yargılayacak kişi, senden davacı olan kişi ise elbette kendisini haklı çıkaracak ve sana ağır ceza verecektir.
  • Davetsiz gelen döşeksiz oturur.
Bir yere davet edilmediği halde giden kimse iyi karşılanmaz, hürmet görmez. Zaten davetsiz olduğu için ilgi ve ağırlanmasını beklememelidir.
  • Davul dengi dengine çalar.
İnsanlar arasındaki yakınlaşmalar, arada eşitlik olursa güzeldir. Anlaşma ve dostluk da böyle sağlanabilir. Birbirine uygun kişilerin birlikte olmasında faydalar vardır.
  • Davulun sesi uzaktan hoş gelir.
Herhangi bir olayın gerçek durumunu anlayabilmek için uzaktan değil, birebir yaşamak gerekmektedir. Uzaktan izleyen insanlar için ise olaylar kolay görünür. Hatta yaşamda öyle durumlar ortaya çıkar ki, yaşayan insanlar rahatsız olurken uzaktan kişiler ona imrenir.
  • Dayak cennetten çıkmıştır.
İnsanların terbiye yolları çeşitlidir. En son başvurulacak terbiye biçimi ise dayaktır. Ancak dayağın caydırıcı özelliği olduğu için iyi sonuç verir. Disiplinin sağlanması için gerektiği hâllerde dayağa başvurmak kişileri yola getirir, düzen ve nizamı korur, toplumun veya çevrenin huzuru sağlanmış olur. Bu için dayak cennetten çıkmış gibi algılanır.
  • Değirmen iki taştan, muhabbet iki baştan
Birlikte iş görmek, birlikte yolculuk etmek, birlikte yaşamak isteyen karı-koca gibi insanlar arasında öncelikle bir uyumun olması şarttır. Bu uyum da karşılıklı saygı ve sevgi temeline dayanır. Tek taraflı sevgi ve saygı uyumu sağlamaya yetmez, ortada düzen diye bir şey kalmaz, kurulan beraberlikten de hayır gelmez.
  • Deliye hergün bayram
Hiçbir şeyi kendine dert edinmeyen, istediği yerde dolaşıp dilediği işi yapan delinin bütün günleri bayram özgürlüğü ve şenliği içinde geçer. Delinin bu başıboş yaşayışını uygulamaya özenenler için de söylenecek şey budur.
  • Demir nemden, insan gamdan çürür.
Nem, ıslak demiri nasıl paslandırır, çürütürse, gam, kaygı, kederde insanı öylece yıpratır, çürütür, harap eder.
  • Deniz bal olmuş, fukara kaşık bulmamış.
Her yanda bol kazanç ve nimet dolu olsa, yararlanma olanağı bulunmayanlar için neye yarar. Herkes bol kazanç ve nimet elde etmek ister. Fakat yararlanma olanağı olmayan kişinin her yanı bol kazanç ve nimet doluda olsa hiçbir işe yaramaz.
  • Deniz dalgasız olmaz, gönül sevdasız olmaz.
Denizde dalga nasıl eksik olmuyorsa, insanın da gönlünden sevda eksik olmaz. Ne kadar engel olunmaya çalışılsa da ister istemez kişi gönlünü birine kaptırabilir.
  • Denizdeki balığın pazarlığı olmaz.
Henüz ele geçirilmemiş ve ele geçirilmesi zor olacak bir şeyin alımı satımı konuşulmaz.
  • Denize düşen yılana sarılır.
İnsan çaresizlik içine düşerse, böyle bir durumda varlığı beş para etmez kimselerden bile medet umar. 
  • Derdini söylemeyen derman bulamaz.
İnsan, derdini, sorunlarını, sıkıntılarını birilerine anlatırsa daha kolay çözüm bulabilir.
  • Dibi görünmeyen sudan geçme.
İçyüzünü iyi bilmediğin, anlamadığın, öğrenmediğin bir işe girişme. Yoksa tehlikeye düşüp zararlı çıkabilirsin.
  • Dikensiz gül olmaz.
Bu dünyada kusursuz güzellik yoktur. Herşey, bir yönüyle eksik yada kusurludur. Bundan dolayı her güzel şeyin hoşa gitmeyen yönü mutlaka bulunur. Güzel şeyi elde etmek isteyen yada elde eden kimse, bunun gerektirdiği rahatsız edici şeyleride hoşgörmelidir.
  • Dilenci küsmüş, kısmetini kesmiş.
kişi, ya verileni beğenmez yada verenle bozuşursa, yardımdan kendi eylemiyle yoksun kalır. İnsan eline geçen bir nimeti beğenmez ve istemezse sonra onu arasa da bulamaz.
  • Dilin kemiği yok
Dil kolayca her yana dönebilir. Bu özelliğe sahip olan dilde, her türlü kelimeler de kolayca çıkar, insan doğru olmayan, birbiriyle çelişkili sözleri söyleyebilir, önce söylediğini sonra inkâr edip başka şekle çevirebilir.
  • Dinsizin hakkından imansız gelir.
Acımasız kimseyi kendisinden daha acımasız biri yola getirir.
  • Doğru söyleyeni dokuz köyden kovarlar.
Kendi çıkarlarını düşünen ikiyüzlü insanların olduğu yerlerde içlerinden sıyrılarak doğruyu söyleyen insanların sevilmediğini ifade eden bir atasözüdür. Böyle yerlerde doğru söyleyen insanların istenmediğini ifade etmek için kullanılır.
  • Doğru söz acıdır.
Karşısındakinin yanlışlarını onun yüzüne söyleyen kimsenin sözleri karşısındakine acı gelir. Sözler acı gelse de söylemekte yarar vardır. Çünkü yanlışlar böylece önlenmiş olur, devam etmez.
  • Doğrunun yardımcısı Allah’tır.
Hak ve adaletten kopmayan, işlerinde doğruluktan ayrılmayan kişiye Yüce Allah her zaman yardımcısı olur. 
  • Dost acı söyler.
Dost olan kimse dostundan gerçeği saklamaz, dostunun kusurunu, yanlışını acı da olsa söyler, dostunu uyarır, dostun acı sözü iyilik içindir.
  • Dost bin ise azdır, düşman bir ise çoktur.
Çevremizde kendimize yakın gördüğümüz kişiler veya dostlarımız bizi üzmeyeceği için sayıca fazla olsa da bize herhangi bir kötülükleri dokunmaz, sayılarını arttırmakta fayda vardır. Fakat düşmanımız bir tane de olsa bize zarar vermek istediğini biliriz. Bu yüzden insan dostunu çoğaltmalı, düşmanını azaltmalı.
  • Dost dostun ayıbını yüzüne söyler.
Gеrçеk dostluklar yalan vе fеsatlık üzerine kurulmaz. Dostu üzülecek olsa ԁa onun ayıplarını yüzüne söyleɾ, aɾkasından konuşmaz. Amacı dostunu kırmak değil, onun bu hatalarını ve ayıplarını ԁüzeltmektir.
  • Dost ile ye, iç, alışveriş etme.
Alışverişte her iki taraf da kendi çıkarını düşüneceğinden dolayı iki dost veya akraba arasındaki alışverişler dostluğu bozabilir.
  • Dost kara günde belli olur.
Gerçek dostlar ancak üzüntülü, sıkıntılı günlerde insanı yalnız bırakmamakla belli olurlar.  Sevinçli, mutlu günlerinde bir kişiyle dostluk ilişkisi kuranlar çok olur. Çünkü mutluluğa katılmak hoş birşeydir. Sevincin ödenecek bir bedeli yoktur. Bunun için gercek dost insanı zor günde yanlız bırakmayan dostur. 
  • Dostluk başka, alışveriş başka
Alışverişin temelinde çıkar, dostluğun temelinde ise fedakarlık yatar. Bunu bilip dost kalmak isteyenler alışverişlerini arkadaşlık ilişkisinden ayrı tutarlar. Bu kişiler arasındaki dostluk, birinin ötekine fedakarlık yapmasını gerekli kılmaz.
  • Dumansız baca olmaz, kahırsız koca olmaz.
Dumanı olmayan baca olmadığı gibi eşine zahmet ve sıkıntı vermeyen koca yoktur.
  • Dünya bol olmuş neye yarar, pabuç dar olduktan sonra.
Bu dünyada bolluk, bereket, güzellik, özgürlük, rahatlık, eğlence gibi insana mutluluk veren şeyler çoktur. Ancak bunlardan yararlanma imkanı olmayan kişiler için bunlar bir değer taşımaz.
  • Dünya malı dünyada kalır.
İnsan öldüğü zaman malını öbür dünyaya götüremez. Bu maldan ancak yaşadığı sürece yararlanabilir. Öyle ise gerek kendisi için, gerekse hayırlı işler için para harcamaktan kaçınmamalıdır.
  • Dünya ölümlü, gün akşamlı.
Bu dünyada hiçbir durum sürekli değildir. Her iyi durumun bir sonu vardır. Her şey değişkenlik gösterir. Zenginler fakir olabilir, gücü olan gücünü kaybedebilir ve gençler yaşlanır. Bu durumdan ibret alınmalıdır.
  • Düşenin dostu olmaz.
Zenginliğini, makamını ve itibarını kaybeden ve bir felaket ile karşılaşan kişilerin etrafında kimse kalmaz. 
  • Düşmez kalkmaz bir Allah.
Halden hale girmek, batmak ve çıkmak biz insanlar içindir. İnsan, zengin iken yoksul düşebilir; sağlık içindeyken hastalanabilir; yüksek bir iş başındayken görevden alınabilir. Bunların terside olabilir. Gücünü, yüceliğini yitirmeyen tek varlık Allah'tır.

Ç. Harfi ile başlayan atasözüleri ve anlamları.

 

  • Çağrılan yere erinme, çağrılmayan yere görünme
 Bir Kişi davet edildi yere gitmelidir. Davet edilmediği yere gitmemelidir.
  • Çam ağacından ağıl olmaz, el çocuğundan oğul olmaz.
Çam ağacı çabuk yanan bir ağaç olduğu için ondan ağıl yapmak pek doğru olmaz. Aynı şekilde bir başkasının çocuğu da öz evladının yerini tutmaz. Bu yüzden bir şeyin yerine ona benziyor diye başka bir şey konulmaz.
  • Çam sakızı çoban armağanı.
Varlıksız kimsenin armağanı küçük birşey olur. Hediyede çokluk ve değerden önce içtenlik aranmalıdır.
  • Çeşmeye gitse çeşme kuruyacak.
Çok talihsiz kimseler için söylenen bir söz. Şansı olmayan bir kişinin hemen hiçbir işi yolunda gitmez. Bir şeyden yararlanmaya, bir iş yapmaya kalkışsa karşısına umulmadık engeller çıkar.
  • Çiğnemeden yutulmaz.
Bir işin iyi sonuçlanması için gereken önem ve çalışma gösterilmelidir. Aksi hâlde iş istenildiği biçimde bitirilemez.
En kolay iş dahi emek harcamayı gerektirir. Ağıza kadar gelen nimetten yararlanmak için bile çiğnemek gibi bir çalışmak ister.

  • Çirkefe taş atma, üstüne sıçrar 
Kötülük yapmak için fırsat arayan kişilerle çatışma. Böyle insanlara sataşan zararlı çıkar.
Edepsiz kimseye hoşuna gitmeyecek bin şey söyleme, sana saldırır.
  • Çivi çiviyi söker. 
Güçlü bir şey, kendisi güçlü olan başka bir şeyle veya durumla etkisiz bırakılır.
  • Çivi çıkar ama yeri kalır.
Birine yaptığımız kötülüğü ne denli gidermeye çalışırsak çalışalım, yine de o kötülüğün bir izi ve hatırası kalır.
  • Çıkacak kan damarda durmaz 
Bir şeyi yitirmek kaderde varsa buna engel olunamaz.
  • Çıkmadık candan umut kesilmez.
Ölmek üzere bulunan hastanın bile iyileşeceğinden son anına değin umut kesilmez. Elden gitti sandığımız bir şeyle ilgimiz büsbütün kesilmemişse, gereken çabaları harcayarak onun elimizde kalmasını umabiliriz.
  • Çobansız koyunu kurt kapar. 
Koruyucusu, yöneticisi bulunmayan kişiyi ve topluluğu düşman ezer.
  • Çocuk düşe kalka büyür.
Her çocuk emeklemeye, yürümeye başladığı zamanda sık sık düşüp bir yerlerini incitebilir. Bu durum son derece doğaldır. Anne ve baba bunun için kaygı duymamalıdır.
  • Çocuktan al haberi
Büyükler bir konuyu işlerine geldiği gibi anlatırlar. Çocuk ise yalan bilmez. Herşeyi olduğu gibi anlatır. Onun için haberin doğrusu çocuktan alınır. Gizli şeyler çocuğun yanında konuşulursa çocuk bunları öğrenir ve duyduklarını olduğu gibi aktarır.
  • Çoğu zarar, azı karar. 
Hangi işte olursa olsun aşırılığa gidilmemeli, herkesin uygun gördüğü ölçüde kalmalıdır.
  • Çok gezen çok bilir.
Çok gezen kişi, gezdiği yerlerde değişik şeyler görür, öğrenir. Eskiden bildiklerinin üstüne yeni bilgiler ekler.
  • Çok gezen tavuk ayağında pislik getirir.
Gerekli gereksiz her yere girip çıkan kadın hakkında dedikodu yapılır, adı lekelenir.
  • Çok havlayan köpek ısırmaz
Karşısındakini bağırıp çağırmakla korkutmaya çalışan kimse, sıra eyleme gelince durur, bir saldırıda bulunmaz.
  • Çok laf yalansız, çok mal haramsız olmaz
Çok konuşanın sözleri arasında herhalde yalan bulunur. Bol kazancın içinde yasadışı elde edilmiş para bulunduğu gibi.
  • Çok naz âşık usandırır
Kişi aşık olduğu birinin veya değer verdiği kişinin onları sevdiğinden dolayı nazını çeker. Fakat bu durum gereğinden fazla abartılırsa kişi ısrarla naz ederse ortada bir sevgi kalmaz ve bu insanlara katlanılması güç olur. Bir işi yaparken de, yaptığımız iş ne olursa olsun fazla nazlanmak karşı tarafı rahatsız eder.
  • Çürük tahta çivi tutmaz
Gerçek niteliğini yitirmiş, aslı bozulmuş, eskimiş, işe yaramaz bir hâle gelmiş bulunan bir şeyi, ne kadar uğraşırsak uğraşalım faydalanabilecek bir duruma getiremeyiz.

C. Harfi ile başlayan atasözüleri ve anlamları.

 

  • Cahile söz anlatmak deveye hendek atlatmaktan zordur
Bazı hayvanların en belirgin özelliği inatçılıklarıdır. Deve bu hayvanlardan biridir. Ne kadar uğraşırsanız uğraşın, deveye hendek atlatamazsınız. Cahile söz anlatmak bundanda daha zordur. 
  • Cami ne kadar büyük olsa imam gene bildiğini okur.
Bir toplulukta çok kişi ve fikir olsa da karar verme yetkisine sahip kimseler, kendi bildiklerini uygularlar.
  • Can boğazdan gelir 
İnsan yaşaması için gerekli olan gıdaları düzenli bir şekilde tüketmelidir.
  • Can çıkmayınca huy çıkmaz. 
Huy, kişiliğin bir parçasıdır; kişiyle birlikte doğar, kişiliğinin gelişmesiyle birlikte oluşur ve artık ölünceye kadar sürüp gider.
  • Cana gelecek mala gelsin
Eğer bir kaza gelecek ve zarar görecekse insan, canına değil malına gelsin. Çünkü kazaya uğrayan, zarar gören malın tekrar kazanılması veya elde edilmesi mümkündür. Ama can için durum böyle değildir. Cana gelen felâketler silinmeyecek izler bırakır. 
  • Canımı sokakta bulmadım.
Her canlının sahip olduğu en değerli şey canıdır. Boş yere canını tehlikeye atmaya veya herhangi bir sıkıntıyı çekmeye gerek yok.
  • Cefayı çekmeyen sefanın kiymetini bilmez
Sıkıntı çekmemiş olanlar, eriştikleri rahatlık ve mutluluğun kıymetini gereği gibi anlayamazlar.
  • Cennetin kapısını cömertler açar.
Cömert kimse, para ve malını esirgemeden veren, eli açık olan, yardım seven, muhtaç kimseleri gözeten kimsedir. İslâm dini böyle kimseleri över ve onları cömert olmaya davet eder. Eğer böyle davranırlarsa; yetime, kimsesize, yolda kalmışa, düşküne yardım ederlerse sevap işleyecekler ve öbür dünyada yaptıklarının karşılığını kat kat fazlasıyla göreceklerdir.
  • Cömert derler maldan ederler, yiğit derler candan ederler.
Cömert kişi malını mülkünü paylaşır sonra tüketir; yiğit olan tehlikeye atılır canına kıyar. Sırf tebrik almak için risklere atılmamak gerekir.

B. Harfi ile başlayan atasözüleri ve anlamları.

 

  • Baba kırk oğul beslemiş, kırk oğul bir babayı beslememiş.
Baba kaç çocuğu olursa olsun, hiçbir ayrım yapmadan hepsine bakar, onları büyütür, çocukları ise yoksul ve yaşlı durumdaki babalarının bakımını sen bak, o baksın gibi gerekçelerle bir türlü sağlayamazlar. 
  • Babamın adı hıdır, elimden gelen budur.
Her insanın yapabilecekleri, yetenekleri sınırlıdır. Elinden geleni yapan, daha fazla bir şey yapamam, gücüm ancak bu kadarını yapmaya yeter anlamında kullanılan atasözüdür
  • Babaya dayanma, karıya güvenme.
Kişi,maddi konularda babasına değil kendine güvenmelidir.Kadın ise kolay etkilenen bir varlık olduğu için verilen sırları bir başkasına aktarabilir.
  • Baca eğri de olsa dumanı doğru çıkar.
Dürüst, doğru, iyi ve güzel vasıflarını doğuştan getiren insan, ne denli bozuk, elverişsiz ortamlarda bulunursa bulunsun niteliklerini kaybetmeyip korur.
Yaradılıştan iyi olan kişi ya da nesne, ne denli elverişsiz ortam içinde bulunursa bulunsun, niteliğini yitirmez.
  • Bacak kadar boyu var, türlü türlü huyu var.
Yaşı küçük ancak herkesten farklı alışkanlıklar, huylar edinmiş anlamında atasözüdür.
  • Bağa bak üzüm olsun, yemeye yüzün olsun 
Kişi, karşılık beklediği işten istediğini alabilmek için gereken harcamaları yapmalıdır.
  • Bahanesiz ölüm olmaz
İnsan durup dururken ölmez. Her ölümün bir neden vardır
  • Bak bana bir gözle, bakayım sana iki gözle 
Bir kimse yanındakine ne kadar yakınlık gösterirse, hoş görüyle yaklaşırsa, karşısındaki insan da ona aynı şekilde yaklaşır. Ne kadar yakınlık gösterirsen karşından daha çok yakınlık görürsün
  • Bakarsan bağ, bakmazsan dağ olur
Emek verilen şeyler yararlanılacak bir duruma gelir. Bakımsız bırakılan şeyler, gün gelir yok olur, gider. Birşeyin verimli olabilmesi için sürekli bakılması, özenle korunması gerekir.
  • Baktın kar havası, eve gel kör olası.
Tehlikeli bir durum belirmeye başlayınca ondan uzak durulmalı, uzaklaşmalı.
  • Baktın yarın yar değil, terkini kılmak az değil
Değer verdiğin dostunun, arkadaşının, akrabanın, hatta eşinin dürüstlükten ve samimiyetten uzaklaştığını görürsen dostluğunu, birlikteliğini sonlandırmaktan asla çekinme, bu utanılacak, ayıplanacak bir durum değildir anlamında bir atasözüdür. 
  • Balık baştan kokar
Bir toplumun başındakilerin tutumu bozuk ise toplumda her şey bozuk olur.
  • Bana dokunmayan (beni sokmayan) yılan bin yaşasın.
Bazı insanlar kendi çıkarlarını ön planda tutar ve kendisine zarar gelmiyor diye herhangi bir duruma dokunmaz. Yani diğer bir deyişle kötülük yapan insanlara engel olmazlar. Kötü insanların hem bireysel hem de toplumsal olarak verdikleri zararlara ses çıkarmazlar. Onlara dokunmazlar ve kendi çıkarlarını korurlar.
  • Barutla ateş yan yana durmaz. 
İkisinin bir arada bulunması çok tehlikeli olan şeyler birbirinden uzak tutulmalıdır.
  • Başa gelen çekilir
Tüm gayretleimize ve tedbirlerimize rağmen başımıza bir musibet gelirse, ona katlanmaktan başka elimizden bir şey gelmez. Bundan dolayı sabırlı olmalıyız
  • Başa gelmeyince bilinmez.
Başkasının uğradıgı bir felaketin ne kadar acı olursa olsun başınıza böyle bir felaket gelmeden anlayamassınız.
  • Baykuşun kısmeti ayağına gelir.
 Allah hiçbir canlıyı aç bırakmaz. Uzun süre hareketsiz duran baykuşun rızkını bile önüne koyar.
  • Bedava sirke baldan tatlıdır. 
Para verilmeden elde edilen, emeksiz elde edilen şeyler kişinin çok hoşuna gider.
  • Bekârın parasını it, yakasını bit yer.
Bu kişiler paralarını harcarken eş ve çocukları olmadığı için sadece kendilerini düşünerek israf ederler ve ona buna yedirirler. Bu yüzden de parasını boşa harcamış olur. Beslenmesini düzensiz yapar, evinin temizliği tam olmaz ve üstüne başına pek dikkat etmez. Kendine bakamadığı için pislik içinde yaşar.
  • Bekârlık sultanlıktır
Bekar insanlar, eşin ve çocukların yük ve sorumluluklarından muaf kimselerdir. Dolayısıyla onlar için daha konforlu ve kolay bir yaşam sürme imkanı mevcuttur. Evlilik büyük bir sorumluluk getiren bir durumdur. Aile sorumluluğundan kaçan, başıboş dolaşmayı seven, özgürlüğüne düşkün ve sorumluluk istemeyen insanlara bekârlık sultanlık gibi gelir.
  • Besle kargayı, oysun gözünü
İyiliği, öyle gelişigüzel kimselere yapmamalıyız. Nice insanlar vardır ki yaratılış gereği  nankördürler. İyilik edip yetiştirdiğimiz öyle sütü bozuk, iyilik bilmez kimseler vardır ki sen ona iyilik yaptığın halde o seni arkadan vurur. 
  • Besledik büyüttük danayı, şimdi tanımaz oldu anayı
Elinde büyüttüğün kişi gün gelip sana nankörlük edebilir.
Anne ve babalar evlatlarını büyütüp yetiştirmek için türlü sıkıntı ve zorluklara katlanırlar, hayırsız ve nankör evlatlar anne babasına saygı sevgi göstereceğine, saygısızlık edip onları tanımazlıktan gelirler, onların kalbini kırarlar...
  • Beterin beteri var
Çok kötü bir durumun daha da kötüsü vardır.
Çok kötü bir duruma düşen kimse, bundan daha kötü bir durumun da bulunduğunu düşünerek kendo kendini teseli etmelidir. Her zaman her şeyin daha da kötüsü vardır.
  •  Elmi yaman, bey mi yaman.
Bir halkın veya toplumun başındaki kişiler ne kadar güçlü olusa olsun ne kadar yetkili olursa olsun, asıl güç halkındır ve ne derlerse o olur. Halk, yöneticilerden her zaman daha güçlüdür.
  • Bin bilsen de bir bilene danış
İnsan birşeyi ne kadar iyi bilirse bilsin, kendisinden daha iyi bilen biri herzaman vardı. Onun için, bir işe başlamadan önce, o iş üzerindeki geniş bilgisi olan birine danişmalı.
  • Bin dost az, bir düşman çok
İnsanın dostu ne kadar çok olursa o kadar iyidir. Bu durumdan bir zarar gelmez. Oysa, insanın birtek düşmanı olsa bile dahi her zaman zarar görme tehlikesi vardır.
  • Bir kahvenin kırk yıl hatırı vardır.
İnsanlar kendilerine yapılan bir iyiliği ufak da olsa  kolay kolay unutmazlar. Size bir fincan kahve ikram eden ve sizinle dostluk kurmuş kişinin hatırını hep saymanız ve bunu unutmamanız gerekir. İyilik iyiliktir, küçük veya büyük diye ayırt edilmez.
  • Bir avuç altının olacağına bir avuç toprağın olsun.
Altın harcanıp gider, toprak ise sürekli ürün veren, para getiren bir maldır. Altın; kolaylıkla harcayabileceğimiz, güvencesi pek fazla olmayan ve tükenen bir maldır. Fakat toprak, harcanamayan, sürekli yerinde duran ve bize beslenmemiz için ürün veren bir zenginliktir. Toprağın maddi bir değeri olmamasına rağmen altından daha değerlidir. 
  • Bir baba dokuz evladı besler, dokuz evlat bir babayı beslemez.
Bir babanın ne kadar çocuğu olursa olsun babalar çocuklarını yetiştirip, büyütebilmek için maddi ve manevi her fedakarlıkta bulunurlar. Fakat bu çocuklar büyüdüğünde, kendi ayakları üzerinde durmaya başladığında ve kazançlarını kendi elde etmeye başladıktan sonra babaları yaşlandığında aynı babalarının onlara baktığı gibi bakmazlar. 
  • Bir baş soğan bir kazanı kokutur.
Kötü bir kişi, kötü bir davranış, kötü bir söz, büyük bir topluluğun huzurunu bozar.
  • Bir çiçekle bahar olmaz. 
Güzel fakat ufak bir belirtiyle elde edilmek istenen neticeye ulaşılmaz.
  • Bir el bir eli yıkar, iki el bir yüzü yıkar. 
Yardım gören kişi, bu iyiliğin altında kalmaz. O da başkalarına yardım etmek için çaba gösterir. Birlik içinde olmak önemlidir. Birlik, kişinin tek başına yapamadığı işleri yapmasını ve çözemediği sorunlarını çözmesini sağlar.
  • Bir elin nesi var, iki elin sesi var.
Bir insanın tek başına gücü, imkanı sınırlıdır. Bundan dolayı büyük işleri tek başına yapamaz. Başkası ile beraber yapmalıdır ki önemli bir varlık gösterebilsin
  • Bir elin sesi çıkmaz
yardımlaşarak işler daha kolay başarılır.
  • Bir göz ağlarken öbür göz gülmez.
Birbirine çok yakın insanlardan biri üzüntülü iken, diğerinin mutlu olması mümkün değildir. Aile bireylerinden birinin hastalık ve benzeri durumlardan ileri gelen üzüntüsü ailenin tümünü etkiler.
  • Bir kimsenin adı çıkacağına canı çıksın
Bir insanın adı kötüye çıkarsa kolay kolay düzelmez, toplum üzerindeki değeri düşer. Adı bir kere kötüye çıkan kişi, zamanla iyi de olsa toplumun bu yargısının önüne geçemez. Adına sürülen bu leke onun yakasını bırakmaz. Nereye gitse bu leke yüzüne vurulur, itilip kakılır, aşağılanıp toplum dışına itilir, sıkıntılar yaşar, bu durum onun için katlanılmazdır. Böyle bir hayatı yaşamak, o insan için yaşarken ölmek demektir.
  • Bir kızı bin kişi ister, bir kişi alır.
Herkes güzel olan her şeyi elde etmek ister. Fakat her insan her istediğini elde edemez, bu bir kişinin kısmeti olur.
  • Bir mıh bir nal kurtarır, bir nal bir at kurtarır.
Yaşadığımız hayatta küçük görünün şeylerin büyük önemi vardır. Herhangi bir olayı, bir işi, bir ödevi küçük saymamak, önemle ele almak gerekir. Küçük görünen işler büyük sonuçlar doğurabilir: Bir çivi eksikliğinden bir nal düşer, bir nal eksikliğinden bir at koşamaz olur; bir atın koşmaması, komutanına bir haberin yetişmemesi dolayısıyla savaşın kaybedilmesine mal olabilir. Böylece bir çivi yüzünden bir ordu yenilgiye uğrayabilir. Nitekim küçük bir vidası eksik olsa koca bir fabrika çalışamaz. Özen gösterilmeyen küçük bir yaradan ölenler çoktur.
  • Bir selam bin hatır yapar.
Selam bir ilgi ve sevgi belirtisidir. Küçük birşeydir ama gönül kazanmakta büyük önemi vardır.  Dinimizin bir emri olan selâm, bir ilgi ve sevgi belirtisidir. Dolayısıyla gönül kazanmanın önemli bir anahtarıdır.
  • Birlikten kuvvet doğar. 
Birlik ve beraberlik içerisinde yapılan işlerin daha iyi neticeler verir, sıkıntılı konular bile kolayca halledilebilir.
Yani hep beraber olursak, birlik olursak her türlü işi başarıyla geçebiliriz.
  • Bol bol yiyen bel bel bakar.
Elde avuçta varken aşırı hatcamaktan  kaçmalıyız, yarınları düşünmeliyiz  Kazandığını bol bol yiyip ilerisi için birşey arttırmayan kimse, kazançsız kaldığı zaman acıklı duruma düşer.
  • Borç ödemekle yol yürümekle tükenir
Başladığı bir işten verimli ve güzel bir sonuç almak isteyen biri, emek harcayıp gayret etmeli ve titizlikle işini yapmalıdır.
  • Boş çuval ayakta dik durmaz.
1. Bir kimsenin karnı doymadan ondan çalışması, dinç ve aktif olması beklenemez.

2. Yeteneksiz, donanımsız kısacası boş insanlar tutunacak bir yol bulamaz ve hayata karşı dik duracak yetilerden yoksun kalır.
  • Böyle gelmiş böyle gider.
Öteden beri süre gelen durum, kurulu düzen, halk arasında yaşayan gelenek ve görenekler kolay kolay değişmez.
  • Buldum bilemedim, bildim bulamadım.
Kişi elinde olanak varken bundan yararlanmayı bilmez. Yararlanma yollarını öğrendiği zaman'da eline olanak geçmez.
  • Büyük balık küçük balığı yutar.
Biz istemesekte, hoşuma gitmesede bu dünyada güçlüler, güçsüzleri ezer, ortadan kaldırır, yada kendilerine bağlarlar. Kısaca bu söz ile hayatta bir yere gelmek isteyen insanların yüksek mevkilere gelmesi ve zengin olması gerektiği demektir. 
  • Büyük başın derdi büyük olur.
Büyük işlerin başında bulunan, geniş sorumluluklar yüklenmiş olan kimselerin derdi çok ve büyük olur. Büyük sorumluluk alanların karşılaşacağı güçlükler de çoktur.
  • Büyük lokma ye büyük söz söyleme 
Agzindan çikani kulagin duysun, yarin öbür gün tam tersini söylemek veya yapmak zorunda kalabilirsin uyarisi. 
Asla emin olmadan önemli şeyler söyleyip utanılacak duruma düşme.

A. Harfi ile başlayan atasözüleri ve anlamları.

 

  • Aç ayı oynamaz.
Hayvan yada insan, tüm varlıklar açken bir işlevi yerine getiremez; onlar doyurulmalıdır ki, kendilerinden istenen işi yapsınlar.
  • Acemi katır kapı önünde yük indirir. 
Elinden yeterince iş gelmeyen beceriksiz kimseler, kendilerine verilen görevi istenildiği biçimde yapamazlar veya yarım bırakıp kaçarlar
  • Acıkmış kudurmuştan beterdir.
Bir şeyden uzun süre yoksun kalan kimse, onu gördüğü anda ele geçirmek ister; kendinden geçercesine ona saldırır, sanki kudurmuş gibidir, gözü hiçbir şeyi görmez, tek düşündüğü uzun süre yokluğunu çektiği o nesnedir. O şeyin yokluğunu gidermek için her şeyi yapabilir
  • Ağaç yaş iken eğilir.
İnsanın eğitimi küçük yaşlarda mümkündür. Çocuklar küçük yaşta kolayca eğitilirler; çünkü hafızaları ve kavrama yetenekleri henüz yıpranmamıştır. Büyümüş ve dünya meşgaleleri ile belleği yıpranmış, dikkati dağılmış insanın kolay kolay eğitilemeyeceği unutulmamalıdır
  • Akacak kan damarda durmaz.
Bir zarara uğramak, bir musibetle karşılaşmak alnımıza yazılmışsa ne yapsak bunun önüne geçemeyiz. Allah'ın taktidir mutlaka yerine gelir. Bundan 7 aşırı üzüntüye kapılmamak, kadere rıza göstermek gerekir
  • Akıl akıldan üstündür.
Her insanın aynı anlayış, bilgi ve düşünce yapısına sahip olmadığını göstermesidir. Birinin aklına gelmeyen bir durum başka birinin aklına gelebilir. Herhangi bir konu hakkında ışık tutabilecek dahiyane bir fikir sunabilir.
  • Akıl yaşta değil baştadır.
Bir kimsenin yaşı büyümekle organları büyür, boyu uzar. Fakat akıl doğuştan geldiği şekliyle kalır. İnsan büyümekle oda büyümez. Nice gençler vardır ki, saçı sakalı ağarmış olanlardan daha akıllıdır
  • Akıl yiğide sermayedir.
kişinin yaptığı işte başarı sağlaması,aklını kullanması ile orantılıdır anlamında bir söz
  • Allah bir kapıyı kapatırsa ötekini açar.
Dünya hayatında insan imtihan edilmektedir ve kulunu imtihan eden Allah'tır. Bir işte yada girişimde başarısız olunca hemen ümitsizliğe kapılmamalı, bir başka işe koyulmalıdır. Rızık kapısı çoktur, biri açılmaz ise diğeri açılır. İnsan rızkını aramalıdır
  • Allah doğrunun yardımcısıdır.
Hayatını doğruluk ve dürüstlük üzerine kuran insan Allah'ın güvencesi altındadır. Çünkü Allah doğruluğu emreder ve doğru olanlarıda yanlız bırakmaz. Doğru insanlarında başına musibetler gelir, iftiralara uğrayabilir; fakat Allah, dürüst oldukları için onları mutlaka aklar
  • Ateş düştüğü yeri yakar.
Felaket kimlerin başına gelirse onları yakar, kavurur, sürekli bir acı içinde bırakır
  • Ateş olmayan yerden duman çıkmaz
Bir olayın gerçekten meydana gelmiş olup olmadığını anlamak için, gizli kalamayan belirtisine bakmak gerekir. Bu belirti varsa olay da var demektir
  • Ava giden avlanır.
Belirli bir çıkar için başkalarına tuzak kuran, onların kötülüğü için plan yapan ve onları aldatan kimseler, gün gelir kazdıkları kuyuya kendileri düşerler
  • Ayağını yorganına göre uzat.
Dengeli yaşamak isteyen insan mutlaka gelirini, giderine göre ayarlamalıdır. Harcamalar geliri aşmamalı.
  • Az söyle, çok dinle.
çok konuşan çok yanılır, çok dinleyense çok şey öğrenir
  • Ah alan onmaz, ah yerde kalmaz.
Zulmeden, hak yiyen, kötülük yapan ve bu sebeple birilerinin bedduasını alan kimse iflâh olmaz.