giovedì 4 febbraio 2021

O. Harfi ile başlayan atasözüleri ve anlamları.

 

  • Olan dört bağlar, olmayan dert bağlar.
Zengin giyinir, kuşanır, istediği gibi yaşar. Fakir ise yoksulluğun acısını çeker.
  • Otu çek, köküne bak.
Bir kişi hakkında tam olarak bilgi sahibi olmak istenirse, o kişinin soyunu-sopunu çok iyi incelemek gerekir.
  • Otuz iki dişten çıkan, otuz iki mahalleye yayılır.
Ağızdan çıkan söz, çok çabuk duyulur, başkalarının diline düşer ve bir anda her tarafa yayılır.
  • Oynamasını bilmeyen gelin yerim dar demiş.
Kendisinden beklenen işi beceremeyen kişiler çeşitli bahanelar ileri sürerek engellerin işini güçleştirdiğini söyler ve böylece yeteneksizliğini örtbas etmeye çalışırlar.
  • Oğlan anasını, inek danasını bilir.
Herkes kendine en yakın olanı ile münasebet kurar.
  • Oğlan dayıya, kız halaya çeker.
Oğlan çocuğunun yüzü de, huyu da dayısına, kız çocuğunki ise halasına benzer.
  • Oğlan yer oyuna gider, çoban yer koyuna gider.
Ortak bir iş için bir arada olan kişiler, görev bittikten sonra herkes yoluna gider ve kendi normal yaşantısına döner
  • Oğlunu seven hocaya vermez, kızını seven kocaya vermez.
Erkek çocuk okuduğunda kız çocuk ise evlendiğinde evden ve ailesinden ayrılır
  • Ona gelince şapur şupur, bize gelince yarabbi şükür.
Başkalarına cömertçe verdiğiniz şeyleri sıra bana gelince niçin esirgiyorsunuz
  • Oynamayan gelin, yerim dar der.
Beklenen işi beceremeyen kişi, türlü bahaneler ileri sürer. Çıkan engellerin işini güçleştirdiğini söyler. Böylece, yeteneksizliğini belli etmemeye çalışır.

N. Harfi ile başlayan atasözüleri ve anlamları.

 

  • Namaza meyilli olmayanın, kulağı ezanda olmaz.
İnsan bir işin esasıyla ilgileniyor ve ona karşı istek duyuyorsa, o şeyin ayrıntılarıyla da ilgilenir,istemiyor ve ilgilenmiyorsa ayrıntılarıyla da uğraşmaz.
  • Ne verirsen elinle, o gelir seninle.
Kişi yaşarken hayır işleri yapar, yoksullara yardım ederse, bunun yararını şüphesiz bu dünyada da ahirette de görecektir. İnsanoğlu için kalıcı olan, insanlık yararına kendi eliyle yaptığı güzel şeylerdir.
  • Ne yavuz ol asıl, ne yavaş ol basıl.
Cezaya çarpılacak ölçüde aşırı, saldırgan ve dikbaşlı olma. Ama herkesin seni ezecek ölçüde yumuşak ve hoşgörülü de olma.
  • Ne doğrarsan aşına, o çıkar kaşığına.
Kişi çok çalışırsa gelecek günleri de başarılı olur. Kazancı bol olur. Az çalışırsa kazancı, başarısı da az olur.
  • Ne ekersen onu biçersin.
İyilik yaparsan iyilik bulursun, kötülük yaparsan kötülük bulursun.
Nasıl davranırsan öyle karşılık görürsün.
Bu dünyada herkes yaptığının karşılığını bulur. Kötüler er geç cezalarını çekerler. İyiler ise, türlü şekil ve yollarla mükâfat görürler.
  • Ne oldum dememeli, ne olacağım demeli.
İnsan, bugün içinde bulunduğu parlak durumun sürüp gideceğini sanmamalı, çevresine tepeden bakıp insanları aşağılamamalı, yarın kötü bir duruma düşebileceğini aklından çıkarmamalıdır.
  • Nerde birlik, orda dirlik.
Kişiler arasında anlaşma, duygu ve düşünce birliği olursa orada dirlik, huzur, güven ve düzen olur.
  • Nerde hareket, orda bereket.
Hareket olan yerde devamlı iş, çalışma ve üretim vardır. Üretimin olduğu yerde de yokluk değil, bolluk ve  zenginlik vardır. Durmadan çalışılan yerde verim artar, bolluk olur. Hareket olan yerde bolluk olur. 
  • Nikâhta keramet vardır.
Nikâh evlenenleri sevgi bağıyla bağlar. Daha önce tanışmadan evlenenler, evlendikten sonra anlaşır ve birbirlerini severler. Bekâr durmaktansa evlenmek yeğdir.

M. Harfi ile başlayan atasözüleri ve anlamları.

 

  • Mal bulunur, can bulunmaz.
Mal ve mülk kazanmakla elde edilir. Bugün kaybeden, yarın gayretli çalışması sonucu yine bulabilir. Ama Canını kaybeden onu bir daha elde edemez. Bu için insan canının kıymetini bilmeli, onu tehlikeye atmamalı. Unutmamalıdır ki, ancak sağlığı yerinde olan insan mal kazanabilir.
  • Mart kapıdan baktırır, kazma-kürek yaktırır.
Mart ayı şiddetli soğukların olduğu bir aydır. Zaman zaman güneş görünse ve havalar ısınıyor gibi olsa da soğuk şiddetini azaltmaz. Coğunlukla bu ayda yakacak tükenir, insanlar zor durumda kalırlar ve evde bulunan kazma-kürek saplarını bile yakmak zorunda kalırlar.
  • Maşa varken elini ateşe sokma.
Her işin bir ustası vardır, onun için Başka birine yaptırabileceğimiz tehlikeli bir işe kendimiz girmemeliyiz.
  • Mayasız yoğurt tutmaz.
Bir işin başarıyla yürütülebilmesi, bir işten verim alınabilmesi için uygun bir ortama, gerekli araç-gerece, az da olsa bir sermayeye ihtiyaç vardır.
  • Mazlumun âhı, indirir şahı 
Güçlü kişi, güçsüze baskı yapmamalı, ona zulmetmemelidir. Zulüm gören, haksızlığa uğrayan insanın bedduasını alan kimse, hükümdar olsa bile yerinden olur, yaptıklarının cezasını çeker.
  • Mermer iyi taştan, iyilik iki baştan. 
Birbiriyle ilişkileri olan iki kişinin iyi geçinebilmeleri için yalnızca birinin iyi olması yetmez. Digeride iyi olmalıdır. Aksi takdirde ilişki kısa sürede bozulur. 
  • Merhametten maraz doğar.
Kimi kişiler, kendilerine iyilik edenlerin başını derde sokarlar ya da bu iyiliği kötüye kullanırlar. Ne var ki, bu kişiler kendisine gösterilen bu yakın ilgiyi kötüye kullanır ve başımızı derde sokarlar. 
  • Minareyi çalan kılıfını hazırlar.
Kolay kolay gizlenemeyecek kadar büyük bir suç işleyen kimse, bunun ortaya çıkmaması için gerekli önlemleri daha önceden alır.
  • Misafir kısmeti ile gelir.
Misafirin geldiği evde ya yiyecek bulunur veya beklenmedik bir yerden o sırada yiyecek gelir. Misafirin kısmetini Tanrı'nın  göndermiş olduğu inanılır.
  • Misafir on kısmetle gelir; birini yer dokuzunu bırakır
İnanışa göre Allah, konuğu kısmetiyle gönderir. Allah, konuk ağırlıyor diye ev sahibine konuğun yediğinden kat kat fazlasını verir. Bu bakımdan konuk, ev sahibine yük olmaz.
  • Misafir üç gün misafirdir.
Geleneklerimiz misafirin bir evde kalmasını üç günle sınırlar. Üç günden fazlası ev sahibini sıkıntıya soktuğu gibi, misafiri de zor durumda bırakır. Bu bakımdan, konuk, ev sahibinin durumunu anlamak ve üç günden sonra o yerden ayrılıp ev sahibini rahatlatmalıdır. 
  • Mum dibine ışık vermez.
Kişi, başkalarına bol bol yaptığı yardımı kendi yakınlarına yapmaz.
  • Mühür kimde ise Süleyman odur.
İnsanın sözü ve buyruğunu geçerli kılan, kendisinde bulunan yetkidir. Yetki, basit bir sözü bile etkili kılar. Bir işte kime yetki verilmişse baş odur. Söz onda biter. Onun buyruğu geçer. Bir konuda yetkili kim ise onun sözü geçer
  • Mal bulunur, can bulunmaz.
Kişi mal ve mülkü her zaman elde edebilir. Bir işten zarar etmişse eğer tekrar çalışıp, çaba göstererek onu bir daha elde edebilir. Ancak canını kaybeden onu bir daha elde edemez. Bunu için insan canının kıymetini bilmeli, onu tehlikeye atmamalı. Unutmamalı ki, sağlığı yerinde olan insan mal kazanabilir.
  • Minare yıkılır mihrap yerinde kalır.
Kadınlar için kullanılır. Yaşlandığı hâlde güzelliğini kaybetmemiş,  yitirmemiş, bozulmamış.
  • Mecliste dilini sofrada elini tut.
Sofrada pek çok kimse vardır, aç olsak bile yemeklere hızla saldırırsak aç gözlü derler ve küçümserler. Bir toplantıda ise her söze katılıp ukalalık etmek insanın küçümsenmesine yol açar. Toplum içinde gerekmediği zaman konuşmak hatalı olur.
  • Misafir kılığına göre karşılanır, sohbetine göre uğurlanır.
İlk bakış her zaman önemlidir. Çoğu kişiler sizin diplomanıza, özgeçmişinize yada kimliğinize bakmaz, sizi dış görünümünüze göre değerlendirir. insanın kendine özen göstermesi kendi piskolojisi adınada gereklidir. ancak asıl önemli olan kişinin sahip olduğu fikirlerdir. pırıl pırıl bir adamın karşınıza gelip konuştuğunda iki lafı bir araya getiremeyip saçma sapan yada patavatsızca konuşması herşeyi bitirir.

lunedì 1 febbraio 2021

L. Harfi ile başlayan atasözüleri ve anlamları.

 

  • Lâfla peynir gemisi yürümez.
Yalnız konuşarak,  Şöyle yaparım, böyle yaparım demekle yapılması gereken iş yapılamaz.
  • Lâf torbaya girmez.
Ağızdan çıkan bir söz, artık gizli kalmaz, herkes onu duyar.
  • Lâtife lâtif gerek.
Şakalar karşısındakini kırmayacak biçimde olmalıdır. Şaka yapan, karşısındakini çok iyi anlamalı, kırmadan, incitmeden şaka yapabilmelidir.
  • Lokma çiğnenmeden yutulmaz.
Bir işin iyi sonuçlanması için gereken önem ve çalışma gösterilmelidir. Emek, çaba ve diğer yardımcı güçleri sarf etmeden bir şey elde edilemez. Alın teri dökülmeden kazanılan şeyden hayır gelmez. Nasıl ki çiğnemeden yuttuğumuz şey midemize zarar veriyorsa, emek vermeden elde ettiğimiz şey de bize zarar verir, çünkü helâl değil, haramdır. O hâlde bir şey elde etmek istiyorsak çalışmak, alın teri dökmek ve emek vermek zorundayız.

K. Harfi ile başlayan atasözüleri ve anlamları.




  • Kaçan balık büyük olur.
Kişi elindeki imkanları iyi ve zamanında kullanmalıdir. Zamanında kullanamadığı küçük bir fırsatı kaçırırsa gözünde büyütür. Yakaladığı bu fırsatın çok önemli olduğunu söyleyip durur.
  • Kalaylı bakır küflenmez.
Çevresi tarafından temiz, saf, dürüst ve namuslu olarak bilinen birine kimse kötü laf söylemez. Çünkü bu kişi toplumda önemli bir yere gelmiş ve hak ettiği işi yapan kişidir. Bu kişinin adı lekelenemez.
  • Kalp kalbe karşıdır.
Sevgi karşılıklıdır. Birinin hissettiğini diğeri de hisseder, birinin düşündüğünü diğeri de düşünür. Zevk, alışkanlık, arzu ve isteklerde de birlik mevcuttur
  • Kanatsız kuş uçmaz 
Gerekli şartları sağlanmayan, araç ve gereci temin edilmeyen, kimi dayanaklardan yoksun bırakılan iş ya da insandan başarı beklenemez. Başarı için maddi ve manevi destek yeterli olmalıdır. Gereken koşullarla donanıp güçlenmeyen kimse amacına ulaşamaz. 
  • Kara haber tez duyulur.
Fеlakеt vе ölüm gibi habеrlеr, bununla ilgili kimselerin kulağına çabuk yetişir. Kötü habeɾ insanlaɾı daha çok etkilediğindеn, bunu hеmеn çеvrеlеrinе duyururlar. İnsandan insana, derken haber, sahibini çabucak yetişir. 
  • Kardeş kardeşi bıçaklamış, dönmüş yine kucaklamış.

Kardeşler ne kadar geçimsiz, anlaşmaz, kavgalı, dargın olurlarsa olsunlar yine de kötü bir durumda birbirlerine yardım ederler. Çünkü onları birbirine bağlayan bir kan bağı vardır ortada.Kardeşler ne kadar geçimsiz olsalar da kötü bir durumda birbirlerine yardım ederler
  • Katıra baban kim? demişler,  dayım attır demiş.
Aşağılık duygusu içinde bulunan kişi, kendisini olduğu gibi göstermeye utanır ve kötü yönünü gizler, sadece iyi yönüyle övünür
  • Kaza geliyorum demez.
Kaza, beklenmedik zamanda, birdenbire meydana gelir. Birşeyin olacağı önceden bilinse önlem alınır. Fakat bu mümkün değildir.
  • Kazanmayanın kazanı kaynamaz.
Kazancı olmayan kişinin evinde yemek pişmez. Herhangi bir kazanç elde etmeyen insanın evine aş girmez. Bu yüzden kazancı olmayan kişinin geçinmesi mümkün olmadığından dolayı çalışıp kazanç sağlamak zorundadır.
  • Kaz gelen yerden tavuk esirgenmez.
Büyük çıkarlar beklenen bir yer için küçük fedakârlıklar yapılmalı, kimi sıkıntılara girilmeli ve bundan kaçınılmamalıdır.
  • Kazma elin kuyusunu, kazarlar kuyunu.
Sen başkasına kötülük yapmarsan başkası da sana kötülük yapmar. Her şeyin bir karşılığı vardır. 
  • Keçi nereye çıkarsa oğlağı da oraya çıkar.
Büyüklerin tuttuğu yol küçüklere örnek olur
Anne ve baba ne yaparsa çocuk da onu yapar, hangi yola girerse çocuk da o yola girer.
  • Kedinin boynuna ciğer asılmaz.
Kendisine güvenilmeyecek birine bir şey bırakmak, emanet etmek doğru değildir. Bir kimseye, kullanıp zarar vereceği, kendine mal edip ortadan kaldıracağı bişey emanet edilmez.
  • Kedi yetişemediği ciğere pis der.
Kişi, elde edemediği şeyi istemiyormuş, beğenmiyormuş gibi görünür.
Elde edemedikleri şeyi hor göstermeye kalkışır. 
  • Kelin ilâcı olsa başına sürer.
Kendi sorunlarına çözüm bulamayan kişiden yardım beklemek mantıksızdır.
  • Kendi düşen ağlamaz.
Yanlış davranışı yüzünden zarara uğramayan kimsenin bu durumdan yakınmaya hakkı yoktur.
  • Keskin sirke küpüne zarar verir.
Öfkeli, sert, sinirli kimsenin zararı kendisinedir. Kendini yıprattığı, sağlığına zarar verdiği, toplum içinde saygınlığını yitirdiği gibi işlerini de bozup altüst eder.
  • Kır atın yanında duran ya huyundan ya suyundan.
İnsan, kiminle arkadaşlık ederse, ondan etkilenir, onun alışkanlıklarına, düşüncelerine eğilim duyar; huyunu, gidişini kapar, onun gibi davranmaya başlar.
  • Kısmetinde ne varsa kaşığına o çıkar.
Kişi ne kadar çalışırsa çalışsın, çabalarsa çabalasın alın yazısındaki şeye ulaşır. Yüce Allah, ona ne nasip etmişse ancak ona kavuşur, ne fazlası ne azı olur. 
  • Kızı gönlüne (keyfine) bırakırsan ya davulcuya varır, ya zurnacıya.
Evlenme çağındaki kız eğlenceye düşkün olur. Büyükleri onu uyarmazlarsa, hoşlandığı ama uygun olmayan birisiyle evlenir.
  • Kimi köprü bulamaz geçmeye, kimi su bulamaz içmeye.
Kimi kişiler bir şeyin bolluğundan yakınır, Kimi kişiler aynı şeyden yoksun olmanın sıkıntısını çekerler. Kimileri bolca bulurken, kimileri hiç bulamaz.
  • Kimse ayranım ekşi demez.
Herkes sattığı malı, kendi işini, tutumunu ve davranışını över. Kendine yönelik eleştiriler olsa da aldırmaz, kusur kabul etmez.
  • Kimseden kimseye hayır gelmez.
İnsan, yapacağı işte yanlız kendi gücüne. Başkasının yardımını bekler ve buna güvenirse hayal kırıklığına uğrar.
  • Kimsenin âhı kimsede kalmaz.
Güçlü bir kimsenin dine, yasaya veya vicdana aykırı olarak başkasını uğrattığı kötü durum, kıyım, acımasızlık, haksızlık ve cefa asla karşılıksız kalmaz. Zalimler, er veya geç zulme uğrayanların âhını, bedduasını alırlar ve perişan olurlar.
  • Komşu komşunun külüne muhtaçtır.
Komşular birbirlerine en küçük birşey için bile muhtaçtır. Kimi zaman önemsiz bir şeyin eksikliği işimizi aksatır. O zaman komşu imdada yetişir. Komşu komşuya her zaman gereksinim duyar.
  • Komşunun tavuğu komşuya kaz görünür.
Başka bir kimsenin malı, kişiye olduğundan daha değerli görünür. Çünkü insan nefsi doymak bilmez, başkasının elindekine imrenir. Hele insanlar birbirlerini çekemiyorlarsa birinin elindeki mal, diğerini sürekli rahatsız eder. 
  • Kork Allah`tan korkmayandan.
Allah'tan korkmayan kimseler, insana her türlü kötülüğü yapabilirler. Böylelerinden  korkulur.
  • Korkunun ecele faydası yoktur.
İnsan korkmakla kendisine gelecek zararı, kötülüğü veya tehlikeyi önleyemez, olacak olur, onun için korkup boşa kaygı, üzüntü çekmemelidir.
  • Köpek ekmek veren kapıyı tanır.
Köpek bile kendisini besleyen yeri bilir, davranışlarıyla duygularını belli eder. İnsan bundan ders almalı, gördüğü iyiliği unutmamalıdır.
  • Köpek sahibini ısırmaz.
Kişi ne denli kötü, aşağılık olursa olsun, kendini benimseyip koruyana kötülük etmez.
  • Köpeksiz sürüye kurt dalar
Koruyucusuz halka, millete, bekçisiz ülkeye düşman saldırır.
  • Köprüyü geçinceye kadar ayıya dayı derler.
Kişi işini gördürünceye kadar yardım beklediği kimseye dil döker, onu över, ne kadar kötü de olsa onu göklere çıkarır. 
  • Körler memleketinde şaşılar padişah olur.
Bilgisiz, anlayışsız, beceriksiz insanların bulunduğu bir yerde, çok az bilgi, anlayış ve becerisi bulunan kişiler başa geçip yönetimi ele alırlar.
  • Kötü söyleme eşine, ağu ( zehir) katar-aşına.
İlişkide bulunduğun kimseleri sözlerinle incitme, kötüleme ki onlar da sana daha büyük kötülük yapmasınlar.
  • Kul azmayınca Hak yazmaz.
İnsana durduk yerde bela gelmez. Önce insan azar, haddi aşar, sonra Allah o yönde takdir eder. Kişinin başına azgınlığı yüzünden felaket gelir.
  • Kul hatasız olmaz.
Hiçbir insan kusursuz ve eksiksiz değildir. Her insan bilerek ya da bilmeyerek yanlışlığa düşebilir. Çünkü insan her zaman sağlıklı düşünme ve tutarlı davranma olanağına sahip değildir.
  • Kurt dumanlı havayı sever.
Kötü niyetli kimseler ortalıktaki karışıklıklardan yararlanırlar. Çünkü o anda dikkatler dağılmış, kimin ne yaptığı belli değildir. Dolayısıyla kendilerine engel olacak kimselerin bulunmadığı bu ortamı sever ve bu ortamın oluşmasını istekle beklerler.
  • Kurt tüyünü değiştirir, huyunu değiştirmez.
Kötü, zalim ve hani kimseler kılık, kıyafet,  oturdukları ev ve yerlerini değiştirseler de huylarını değiştirmezler, onların bu kötü huyları ölüme kadar devam edip gider.
  • Kuru lâf karın doyurmaz.
Gayret ve çaba göstermeden, bir yatırım yapmadan yalnızca boş sözlerle başarı elde edilmez. 
  • Kurunun yanında yaş da yanar.
Bir toplumda yapılan kötülükler nedeniyle suçluların yanında bazen suçsuzlar da büyük zarara uğrarlar. Beğenilmeyen tutumlarından dolayı cezalandırılan kişiler yanında suçsuzlar da suçlular gibi hırpalanırlar.
  • Kusursuz dost arayan dostsuz kalır.
Kusursuz insan yoktur. Her insanın az veya  çok kusuru bulunur. Bundan dolayı kendine dost edinmek için kusursuz birini arayan kimse, aradığını bulamaz. Dostsuz kalır.
  • Küçük suda büyük balık olmaz.
Yetenekli, becerikli, büyük kişiler küçük çevrelerde yetişse bile barınıp kalamaz. Bu kişiler kendilerini besleyecek, barındıracak ve olgunlaştıracak daha büyük çevrelere, kültürlü ortamlara ihtiyaçları vardır.